Kardeşlerin zaman zaman anlaşmazlık yaşaması olağandır. Ancak her tartışmada kimin başladığını bulmaya çalışmak, çocukları kendi deneyimlerini anlatmak yerine birbirini suçlamaya yöneltebilir. Önce güvenliği sağlamak ve tarafları sakinleştirmek gerekir; ardından olayın nasıl başladığı ve herkesin neye ihtiyaç duyduğu konuşulabilir.
Yaş farkı, mizaç ve günlük sorumluluklar aynı evdeki çocukları farklı biçimlerde etkiler. 'Büyük olan hep idare etsin' veya 'Küçük olan anlamaz' gibi sabit roller bir süre sonra ilişkide yük oluşturabilir. Her çocuğun görüşünü ayrı ayrı dinlemek adaleti yalnızca eşit süre ayırmaya indirgemez.
Evdeki paylaşım kuralları önceden konuşulduğunda yetişkinin yalnızca kriz anında devreye girmesi gerekmez. Ortak eşya, özel alan ve birlikte geçirilen zaman için açık beklentiler kurmak yardımcı olabilir. Çatışma sonrası onarımın nasıl olacağını da çocuklarla düşünmek önemlidir.
Kardeş ilişkisi sürekli korku, incinme veya dışlanma içeriyorsa daha kapsamlı destek gerekir. Aile görüşmelerinde yalnızca çocukların tartışması değil, evdeki roller ve yetişkinlerin verdiği tepkiler de değerlendirilir.
Çocukların ayrı ayrı geçirdiği zaman, birbirleriyle rekabet etmek zorunda olmadıkları bir ilişki alanı açabilir. Her anlaşmazlığı yetişkinin çözmesi gerekmez; ancak güç farkı belirginse veya biri sürekli inciniyorsa müdahale gerekir. “Özür dile ve bitsin” demek yerine olayın etkisini anlamak ve nasıl onarılacağını konuşmak daha kalıcı olabilir. Kardeşleri birbirine kıyaslayan cümlelerden kaçınmak da aile içindeki rolleri esnetir.