Çocuklar üzüntü, korku veya hayal kırıklığını her zaman sözcüklere dökemez. Bazen güçlü tepkiler, bazen sessizlik görülür. Bu tepkileri tek başına bir etiket olarak değil, çocuğun yaşadığı durumun bir parçası olarak ele alıyoruz.
Görüşmelerde duyguların fark edilmesi, adlandırılması ve zor anlarda kullanılabilecek yöntemler üzerinde çalışılır. Ailenin bu süreçte nasıl eşlik edebileceği de konuşulur.
Amaç, her duyguyu ortadan kaldırmak değil; çocuk için anlaşılır ve yönetilebilir hâle getirmeye yardımcı olmaktır.
Yoğun duygu anında önce çocuğun ne yaşadığını anlamaya çalışmak, davranışa sınır koymayı gereksiz kılmaz. Duygu kabul edilebilirken vurma veya zarar verme gibi davranışlara açık ve sakin sınırlar konabilir. Çocukların duyguyu fark edip anlatabilmesi için yetişkinin kendi tepkisini de düzenlemesi gerekebilir.
Görüşmelerde öfkenin, kaygının veya geri çekilmenin hangi durumlarda ortaya çıktığını; okul, arkadaşlık ve aile ortamıyla ilişkisini inceleriz. Her çocuk için aynı teknik işe yaramaz. Çocuğun diline, yaşına ve ailenin günlük düzenine uyan küçük adımlar birlikte belirlenir.